Hava güzel kafam güzel,
Ben güzelim her şey güzel,
Kopartma beni dalımdan,
Kafam güzel.
Pilot benim, uçak benim 
Her yer yeşil, çiçek benim
Mars benim, Dünya benim
Sen benimsin, ben senin.
-Tersine

Hava güzel kafam güzel,

Ben güzelim her şey güzel,

Kopartma beni dalımdan,

Kafam güzel.

Pilot benim, uçak benim 

Her yer yeşil, çiçek benim

Mars benim, Dünya benim

Sen benimsin, ben senin.

-Tersine

Vay arkadaş.

Yeni Kaset Doldurdum

Apparat - Goodbye

Archive - Last Five

*Bajka -The Bellman’s Speech

Battles - Daniel (Mt Eden Remix)

Elsiane- Hybrid

Flunk - Diet Of Water And Love (Rumrose remix)

Gotye- Somebody That I Used To Know  feat. Kimbra  (Dan Aux Remix)

Lykke Li -Follow Rivers

Massive Attack -Antistar

Nicolas Jaar -Problems With The Sun

*Nicolas Jaar - Wendy Reneafter

Nicolas jaar- Marks

Of Monsters and Men - From Finner

*Portishead-Strangers

Portishead-Biscuit

Radiohead-I Might Be Wrong

Robyn-Cobrastyle (RAC mix)

*Shpongle-Dorset Perception

Soom T -They All Lie

Tripart -Red Effect

Yodelice-Free

[Flash 9 is required to listen to audio.]
3,652 plays

[Flash 9 is required to listen to audio.]
1,289 plays

Son bir haftanın büyük neşesine,

balkondan sarkıttığımız çıplak ayaklarımıza,

bayır aşağı inilen bisikletlere,

pötikareli gömleklerime,

uçsuz bucaksız gözlerime bakan adama,

Çiçek Pasajı’ndaki agresif tütüncüye,

bibersiz makarnaya,

pembe şişedeki çılgın votkaya,

sana,

bana,

sevip de kavuşanlara,

kavuşamasa bile hala sevenlere armağan ediyorum şarkıyı

Size çok hüzünlü bi animasyon getirdim.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
869 plays

Kapatalım şu sadece bir paket sigara alacak paramızın kalması konusunu.

Konuyu 7 yaşındaki çocuğun bir büyüğüne “BANA BAĞIRMA YOKSA SESİNDEN BIKARIM !” demesine mi getirelim,  yoksa şuracıkta bir hikaye mi uyduralım.

Bir Örümceğin Yaşgünü Partisi” isimli hikayeye başlıyorum bu satırdan sonra:

Kapıdan çıkmak üzere olan oğlanın incecik bileklerini tuttum:

-Beni bekleyecektin sanırım !

-Gelmeyeceğine tam da inandırmıştım kendimi, bari televizyondaki uyduruk diziyi kaçırmayayım demiştim.

-Yalan söylüyorsun ! Böyle yaparak gayrıresmi aşkımızı bir kenara ittin işte. Herhalde. Yani.

-Yanılıyorsun.

Onu omzundan öpüp içeri süzüldüm. Dedim ki “Bana bir bardak kusturan şaraptan bir de pis cips

Bunu dedikten sonra arkamdan bir ses duydum. Dönmüştü. Masaya geçip karşıma oturdu.

-Ben de kusmaya geldim bozuk şarapla ve pis cipsle.

-Üzüyordun beni, hala da üzüyorsun. Küçük tavuğumu da, odamızdaki dinozor yavrusunu da, oyuncak tanrımı da, elimizde yuvarladığımız evreni de… Hepimizi. Hepimizi üzüyorsun.

Çok bağırdığımdan herkes bana baktı. Hem utandım hem de çok sinirliydim.

Cipsleri cebime doldurdum. Şarabı da öteki cebime boca edip sokağa attım kendimi. Son paramla sigara almaya karar verdiğim için hesabı ödemeden kaçtım.

Koltukaltı kıllarında zıp zıp pire zıplayan bir adam gördüm, ona selam verip bakkala girdim. 

-Camel Soft

-Bu para ona yetmez

-Lucky Strike ?

-50 kuruşun eksik kalıyor, sabah getirirsin.

Bakkaldan çıkıp bir çöp sigarayı ağzıma koydum. Çakmağım yoktu.

Olaf Heine karşıdan yürüyordu. Çakmak istedim “Çakmağım yok ama elma var,fotoğraf çekiminden geliyorum da” dedi. Yolumu değiştirdim.

Biraz ilerideki kola makinesi bir kızılderili totemi gibi kapitalizmin kutsal heykeli olarak ışıl ışıl parlıyordu.

Yerden bir taş aldım. O anda makineyle arama Michael Jackson girdi. “Dur” dedi. “Onu parçalamadan önce benim cesedimi çiğnemen gerek

Pasolini’nin “Ölüm sayesinde hayatımız anlam kazanır” sözü aklıma geldi. Michael’in kafasını kutu kola açar gibi koparttım.

Hani “Jackson ölmedi, öldürüldü” diyorlar ya, işte yani onu öldüren benim. 

Onu öldürürken 8 soru sordum kendime

1 - Görmeyen duymayan söylemeyen üç maymun biblosunu ya da imajını acaba kim yaratmış?

2 - Portishead’ı neden bu kadar çok seviyoruz?

3 - Uzaylılar buraya ne zaman gelecek? 

4 - Ahmet Kaya eğer ölmediyse ve dedikleri gibi bir adada yaşıyorsa annemin de o adada olma ihtimali var mı?

5 - Eski sevgilim hala o sevdiğim gömleğini giyiyor mu ?

6 - Son parayla sigara almalı mı almamalı mı?

7 - Son parayla sigara almamalı mı?

8 - Son parayla sigara almalı mı?

[Flash 9 is required to listen to audio.]
825 plays

Tom Waits ile 3 yıl önce tanıştık.

Bu sabah yeniden görüşmeye başladık.

-

Ne Portofino’ya gidip bir sevgili bulmuşluğum var

Ne de Stephen King’e bir hayranlığım.

-

Maden suyunun tadı nasıldır hiç bilmem,

Beyoğlu’nda tramvaya asılmışlığım da olmadı.

-

Uyumadan önce dinlediğim bazı müzik parçalarına klip çeken bir kafam vardır.

Turgut Uyar’a bağımlılığım doğrudur.

Lunaparklar güzeldir.

-

Yokuş aşağı patenle kaymaktan daima korkmuşumdur.

Baş parmağıyla işaret parmağını birleştirip,

ağzına sokarak ıslık çalanlara hep imrenerek baktım.

Bakarım.

-

Arabeski beni üzdüğü için hiç suçlamadım.

İskambil oyunlarını severim. Ama pokeri öğretmediler.

-

Bir kişilik, haydi en fazla bin kişilik 

ülkemi kendim kurup kendim yıkmak isterim.

-

Çıkıp gitmeliyiz. Trabzon yaylalarına varıp dalga sarmak şart.

Otostoptan ve ayılardan korkmasaydım

çoktan yoldaydık.

-

Gece yazılan şiirle gündüz yazılan şiir arasındaki fark var bu yazıda.

Gece şiirlerinde ölümden ve aşktan bahsetmişiz hep.

Bu benim ilk gündüz şiirim.

-

Şiir bile değil.

[Flash 9 is required to listen to audio.]
858 plays

Nedir bu toprak ?

Niye bu ölmek kokusu ? Korkusu değil.

Bizim gibiler yeryüzüyle değil gökyüzüyle beslenir.

Sen benim ölen, ilk ölen arkadaşımsın. Hani biz seninle tanrıya inanmayı planlıyorduk ?

Kırmızının yüzünü düşün.

Yeşilin omuzlarına bak.

Mavinin dudakları olmaz.

Turuncu da artık iyi bir kız değil.

Şimdi yüzün yok.

Şimdi yüzüm yok seni unutmaya.

Hatırlarsın ikimiz de seviyorduk cinleri üstümüze iliştirip uçuştuğumuzu.

Ne koyacaktık motosikletimizin adını ? Taptığımız Edip Cansever’den yola çıkarak Ruhi Bey mi ?

Bu şehre bir güzellik yapacaktık senle beraber.

Bu yazıyı siyah zemin üstüne beyaz harflerle bas yayınevi ! Bir sokak ressamı kız gibi bir motosiklet çizsin buraya.

Ah Beyoğlu, delikanlılık bu muydu ulan?

Martılar, engel olamadınız değil mi ölümüne ?

Bu da mı “kötü aşk” ?

Biraz Werther’di o, Biraz Hendrix’ti biraz Alice’di.

Anlıyorum, çok hüzünlü bir yazı bu. Ama ben bu yazı sıcak geçer sanmıştım.

O öldü öleli yüzüme kurt indi, orospular orgazm olur oldu. Bıçak kendi kendini kesti.

Şimdi geri dönüp Hisar’a mı gitmeli ? 

Onu nereye götürüp götürüp hatırlamamalı ?

O, bana inmiş özel bir peygamberdi. Aşiyan yollarından ses versem duyardı.

Şimdi,

Önce senin bardağına koyuyorum.

Seni çok seviyorum.

Başını omzuma yasla, gövdemde taşıyayım seni.

Gövdem gövdene can olsun.

Alacağın olsun !

Unutulan Çakmaklar Ve Bel Ağrıları

(evde unutulmamış ve cayır cayır yanan çakmaklı weheartit fotoğrafı-temsili)

Evet bu ikisi üzerine söyleyecek o kadar çok sözüm var ki. Paat küüüt çaat dıırrş. Sayfayı geçmeyecekseniz yazıyorum bakın.

Öncelikle bel ağrım yok. Çakmaklarla alıp veremediğim bir şey de yok. Hatta çakmaksız yaşayamadığımı bile söyleyebilirim.

Bir çoğunuzun haberi vardır, Feysbuk da Hotmail gibi patır patır bel ağrısı spamı yolluyor duvarlara. Nasıl yayıldı bu pis, bu küflü, bu berbat illet bilemiyorum. Biraz daha devam ederse haftaya pipi büyütücü, ayak kayganlaştırıcı, efendime söyleyeyim meme sertleştirici gelecek duvarımıza.

“Kardeşim alt tarafı bel ağrısı reklamı. Amma velvele yaptın. Göneriyi sil, bitsin gitsin” dediğinizi duyuyorum. (bu arada “ayak kayganlaştırıcı” nedir ya…)  Ama benim canımı sıkan o reklamların duvarımda olması veya kaldırmaya üşenmem değil. Onlarla sorunum çok daha duygusal.

Ayda birkaç arkadaşım duvarıma sevgi sözcükleri, espriler yazar. Bir takım komiklikler yapar. Hatta bazen “çok güzelsin” içerikli şeyler yazanlar olur. O yüzden ben biri duvarıma yazınca “ehehehe” diyerek tıklıyorum gelen bildirime.

Ama son 1-2 haftadır arkadaşlarım duvarıma yazdığında yüreğimin sesi “ayyy kesin çok şirin bir şey yazdı mehmehmeh” diyor. Gelen bildirime tıklayınca yüreğimin sesi birden “Bel ağrılarına son ! Çok daha ucuz ve sağlıklı ! Ve evet aynen öyle, kimse sana güzel şeyler söylemedi bebeğim ! Saçma sapan bir spam geldi duvarına, şimdi git ve ağla bakalım !” demeye başlıyor.

Şu sürekli 9gag’te gördüğümüz, ağlayana kadar güldüğümüz FOREVER ALONE’lerden biri oluveriyorum.

Forover Alone’den de çakmak sıkıntıma bağlayacağım bu sitemkar düzyazıyı. Hah, harika oldu.

Dün gerçek bir Forever Alone ile karşılaştım. Tütünümü, kağıdımı, filtremi alıp kuzenimi metro çıkışında karşılamak için çıktım. Yürürken sigaramı sardım ve çakmağı unuttuğumu fark ettim. Bu yumruk bir. Etrafta da kimse, hiç kimse yoktu. Bu yumruk iki. (acıyı siz de hissettiyseniz burada “hay bin kunduz” diyebilirsiniz) Ve yol uzundu. Bu da yumruk üç.

Koşar adım metro durağına geldim. Yandaki otopark güvenliğine gittim. Orada duran bir amcaya dedim ki “Pardon (naif bir gülümseme), çakmağınız var mı ? (kaşları hafif havaya kaldırma hareketi)”

Amca yüzüme baktı. Ve çok sert bakışlarla şu cevabı verdi (Aşırı Derecede Önemli Uyarı: noktalama işaretlerine dikkat ederek okuyunuz) “Iıııı. Çakmaaaak ? Yok çakmak. Sigara kullanmadığım için çakmağım da yok tabiii. Asla sigara içmedim, içmem de. O yüzden çakmak olmaz yani bende.

Ben zaten cümlenin sonlarına doğru 3-4 adım uzaklaşmıştım. Altına kaçırmış ama ebeveyninin kızmasından korkan küçük kızın korkak gülümsemesini çıkardınız mı ? Müthiş ! Aynen öyle hem korkup hem şirinleşmeye çalışarak “Tamam, teşekkürler” diyip gittim.

“Çakmağınız var mı?” sorusuna verilecek cevaplar “ı-ıh, yok, hayır, malesef, üzgünüm“  filan olur, en kötü ihtimalle, agresif anına denk geldiğimizi düşünürsek “Bana ne senin sigarandan” gibi bir cevap alınabilir… Tutup da hayat hikayesi anlatılmaz. Yani.

Dünden beri bloglarda okuduğum her hüzünlü düzyazının, şiirin, bir Umut Sarıkaya mutsuzluk tanımı olan “montla sıçmak” yanında çakmağı unutup sağda solda çakmak aramak, hevesle açılan bildirimin spam olduğunu görmek sonucu yüreğimizi sızlatan acıyla yazıldığını düşünmeden edemiyorum. Aşk acısı, kız meselesi, manita mevzusu, para sıkıntısı, aile entrikası filan değil yani. 

Aşk, sevgili, para AUT

Çakmak, spam, mont İN

-Selver diye bi kız sabah 5-6 gibi arabalı çarşafın üstünde yazmış.